Gerçeği Çekiyoruz: Savaşa Karşı Bir Sinema Festivali
İnsana, topluma, adalete dair derdi olanlara,
Görünmeyen acıları perdeye yansıtanlara, karanlığı yırtmaya cesaret edenlere,
Bilgisini, emeğini, hikayelerini paylaşarak savaşın yarattığı suskunluğu bozanlara:
Bugün kameralar, yıkılmış hastanelerin tozuna, siperlerin sessizliğine, yoksul ülkelerin derinliklerinde bitmeyen sömürünün izine odaklanmalı.
Bugün, savaşların yalnızca cephelerle sınırlı kalmadığı; medyadan sınıflara, oturma odalarımızdan sınır hatlarına kadar her yere yayıldığı bir çağdayız. Nükleer silahların yeniden gündeme getirildiği, küresel bir savaşın hayaletinin dünyayı dolaştığı bu karanlık zamanda, biz sinemayla karşı çıkıyoruz.
Kameralarımızı yalnızca belirli coğrafyalara değil, savaşın ve sömürünün biçim değiştirdiği her yere çeviriyoruz: bombaların düştüğü kentlere, sessizce kuşatılan yaşam alanlarına, propaganda makinelerinin gölgesine ve hakikatlerin susturulduğu ekranlara. Çünkü biliyoruz: Sinema bir silahtır.
Egemenler bu silahı yalanla doldurur. Bizse gerçeği kuşanacağız.
Hollywood’un parıltılı yalanlarına, burjuvazinin sömürü estetiğine, savaş endüstrisinin propagandasına karşı; biz, dayanışmanın ve direnişin sinemasını kuracağız.
Yıkılmış hastanelerin enkazı altında solan çocuk bakışlarını, gökyüzünden inen bombaların yarattığı dehşeti, toprakları kana bulayan obüslerin çığlığını, egemenler için birbirine kırdırılan halkların öfkesini, karanlık pazarlarda alınıp satılan genç bedenlerin çaresizliğini perdeye taşıyacağız.
Çünkü unutturulan her acı, yeni bir savaşın önünü açar.
Sinema tekelleri bize “piyasanın gerçekçelerini kabul edin” diyor. Ama gerçek onların pahalı setlerinde değil, bombalanan sokaklardadır. Bize “reytingi düşün” diyorlar. Ama biz, parayı, kariyeri, şöhreti değil, hakikati ve adaleti merkeze alıyoruz. Mücadelenin ve umudun hikâyelerini anlatıyoruz.
Sadece film çekmeyeceğiz.
Filmlerimizi birlikte üretecek, birlikte paylaşacak, sokaklarda, mülteci kamplarında, direniş çadırlarında göstereceğiz. Çünkü sinema, elit festivallerin vitrini değil; halkların ortak dilidir.
Ve yalnızca hikâyelerimizle değil, üretim tarzımızla da savaşa karşı duracağız. Dayanışmayı büyütecek, sermayenin değil emeğin sinemasını kuracağız.
Risk alalım. Harekete geçelim.
Uluslararası Savaş Karşıtı Film Festivali’yle biz harekete geçiyoruz. Çünkü özgür bir dünya mümkünse, özgür bir sinema da mümkündür.
Savaşa karşı, dayanışmayla, sinemayla, festivalle..
